Özellikle halka açık yüzme havuzlarında kişisel mahremiyetin ihlal edilebileceği endişesi, siyasetçileri ve sivil toplum kuruluşlarını harekete geçirdi. Wil, Luzern ve Basel gibi şehirlerde, bu tür teknolojik cihazların havuz alanlarında yasaklanmasına yönelik siyasi girişimler hız kazandı.
Yeşiller Partisi'nden siyasetçi Meret Grob, akıllı gözlüklerin kötü niyetli kullanımlara son derece açık olduğuna dikkat çekerek, teknolojinin gelişim hızının toplumdaki farkındalıktan daha önde olduğunu belirtti. Gözlüklerin dışarıdan bakıldığında kayıt yapıp yapmadığının anlaşılamaması, özellikle kadınlar ve çocukların güvenliği açısından ciddi bir risk oluşturuyor. Almanya'nın Köln gibi şehirlerinde benzer nedenlerle kamuya açık havuzlarda bu cihazların kullanımı daha önce yasaklanmıştı.
İsviçre Cankurtaranlar Derneği Başkanı Michel Kunz da geniş kapsamlı bir yasağı desteklediklerini açıkladı. Kunz, denetimin zor olmasına rağmen böyle bir kararın önleyici bir etki yaratacağını ve ihlal durumlarında yasal bir müdahale zemini sağlayacağını savunuyor. Diğer yandan, ülkede 'Stalkerlar için oyuncak değil' sloganıyla başlatılan bir imza kampanyası, akıllı gözlüklerin satışının tamamen yasaklanmasını talep ediyor. Kampanya sadece iki günde 10 binden fazla imzaya ulaştı.
Konu şu anda İsviçre federal siyasetinin de gündemine taşınmış durumda. Yetkililer, akıllı gözlüklerin veri güvenliği ve bireysel haklar üzerindeki etkilerini daha kapsamlı bir şekilde incelemeye hazırlanıyor. Teknolojinin yaygınlaşmasıyla birlikte, kamusal alanlarda kişisel sınırların nasıl korunacağı sorusu önümüzdeki dönemde de önemini koruyacak gibi görünüyor.