Büyük boy gazlı içecekler, aile boyu menüler ve ağzına kadar dolu tabaklar... Özellikle 1980'lerden itibaren ABD'de dışarıda yemek yeme kültürünün ve restoranlar arası rekabetin artmasıyla başlayan "büyük porsiyon" akımı, günümüzde küresel gıda sisteminin en büyük sorunlarından biri haline geldi. New York Üniversitesi'nden Dr. Lisa Young, yiyecek üretmenin çok ucuz olduğunu belirterek, "Üretici açısından porsiyonu iki katına çıkarıp fiyata küçük bir fark eklemek her iki taraf için de kazançlı görünür. Siz avantajlı bir alışveriş yaptığınızı düşünürken onlar daha fazla para kazanır" diyerek sistemin ekonomik boyutsallığına dikkat çekiyor.
Uzmanlar, McDonald's gibi Amerikan tarzı ultra işlenmiş gıdaların dünyaya yayılmasıyla insanların farkında olmadan her gün fazladan 500 kalori tükettiğini vurguluyor. Peki, vücudumuzun tokluk sinyallerini sabote eden bu cazip gıda endüstrisi karşısında fazla yemeyi nasıl durdurabiliriz? İşte uluslararası uzmanlardan bilimsel tavsiyeler:
New South Wales Üniversitesi'nden Prof. Lenny Vartanian, insanlara büyük porsiyon verildiğinde ne kadar yiyeceklerini porsiyonun büyüklüğünün belirlediğini söylüyor. Yapılan analizler, porsiyon boyutu iki katına çıktığında insanların sorgulamadan %35 daha fazla yediğini gösteriyor. Profesöre göre vücudumuz ne kadar yemenin doğru olduğunu anlamakta zorlanıyor ve tabaktaki miktar, doyup doymadığımızı anlamak için takip ettiğimiz tek gösterge haline geliyor.
Bir dönem, küçük tabak kullanmanın görsel bir illüzyon yaratarak insanları daha az yemeye sevk edeceği düşünülüyordu. Ancak Prof. Vartanian, son araştırmaların bu teoriyi desteklemediğini belirtiyor. Değişmeyen tek gerçek; tabağın boyutundan bağımsız olarak, fazladan yiyeceğin ulaşılabilir mesafede olup olmamasıdır.
Altın Kural: Yiyeceğiniz kadarını tabağınıza servis edin ve tencereyi, paketi veya yemeğin geri kalanını mutfakta, yani görüş alanınızın tamamen dışında bırakın. Ortadan kaldırın ki ikinci porsiyonu alma dürtünüz tetiklenmesin.
Dr. Lisa Young, insanların tabaklarındakine ve gerçek açlık sinyallerine dikkat etmediğini vurguluyor. Özellikle paketli ve işlenmiş gıdalarda porsiyon algısı tamamen sapmış durumda. Örneğin; kahvaltıda "küçük bir kase" mısır gevreği yediğini düşünen bir insan, ambalaj üzerindeki standart porsiyon ölçüsüyle karşılaştırma yaptığında aslında üç katı fazla tükettiğini fark ediyor. Uzmanlar, ambalajlı ürünleri doğrudan paketten yemek yerine, arkasındaki standart porsiyon miktarını bir tabağa dökerek göz kararıyla ölçmeyi alışkanlık haline getirmeyi öneriyor.
Yeme davranışı uzmanı Dr. Marle Alvarenga ise endüstrinin pazarlama oyunlarına karşı uyanık olunması gerektiğini belirterek geleneksel gıdaların önemine değiniyor. Uzmanlar; elma, sebze veya lifli doğal gıdalar tüketildiğinde, bu ürünler ultra işlenmiş ve paketli olmadığı için porsiyon miktarının sağlığı tehdit edecek bir fazla yemeye yol açmayacağının altını çiziyor.