
Kariyer uğruna kendimizden ne kadar vazgeçiyoruz?
Günümüz dünyasında başarı çoğu zaman daha çok çalışmak, daha hızlı yükselmek ve daha fazla kazanmakla ölçülüyor. Oysa insanın hayatı yalnızca kariyer basamaklarından ibaret değil.
Bir işte başarılı olabiliriz ama tükenmiş olabiliriz.
İyi bir pozisyona gelebiliriz ama huzurumuzu kaybedebiliriz.
Maddi olarak güçlenebiliriz ama sevdiklerimizle geçireceğimiz zamanı tüketebiliriz.
Ve bazen fark etmeden kendimize şu cümleyi söylemeye başlarız:
“Biraz daha dayanmalıyım.”
Biraz daha fazla mesai…
Biraz daha fazla baskı…
Biraz daha fazla haksızlık…
Peki ne zamana kadar?
Her şeye dayanmak, güçlü olmak değildir
İş hayatında stres kaçınılmaz olabilir. Ancak sürekli kaygı içinde yaşamak, değersiz hissettirilmek, emeğinizin yok sayılması veya sistematik biçimde baskıya maruz kalmak normalleştirilmemelidir.
Özellikle mobbing, insanın yalnızca iş hayatını değil, kendisiyle olan ilişkisini de yıpratabilir.
Sürekli eleştirilen, dışlanan veya değersiz hissettirilen kişi bir süre sonra başkalarının sesini kendi iç sesi sanmaya başlayabilir.
“Yetersizim.”
“Başarısızım.”
“Belki sorun bendedir.”
İşte burada farkındalık devreye girer.
Mindfulness, yaşanan her şeyi kabullenmek değildir.
Tam tersine; olanı olduğu haliyle görebilmek, duygularımızı fark etmek ve korkularımızın kararlarımızı yönetip yönetmediğini anlayabilmektir.
Bazen farkındalık, susmak değil konuşmaktır.
Bazen sınır koymaktır.
Bazen yaşananları kayıt altına almak, destek istemek veya doğru kanallara başvurmaktır.
Ve bazen de artık o ortamın bize iyi gelmediğini kabul edebilmektir.
Kariyerimizin bedeli kendimizi kaybetmek olmamalı
Elbette çalışacağız. Üreteceğiz. Hedeflerimiz olacak. Başarılı olmak isteyeceğiz.
Ama kendimize şu soruyu da sormalıyız:
“Ben kariyerimi mi büyütüyorum, yoksa kariyerim uğruna hayatımı mı küçültüyorum?”
Çünkü bazı kayıpların faturası hemen çıkmaz.
Ertelenen bir dostlukta…
Çocuğumuzla kaçırdığımız bir anda…
Sürekli yorgun olduğumuz için yaşayamadığımız bir günde…
Kendimize ayırmadığımız yıllarda sessizce birikir.
Belki de başarı kavramını yeniden tanımlamanın zamanı gelmiştir.
Başarı yalnızca yükselmek değildir.
Yükselirken kendinizi kaybetmemektir.
Daha çok kazanırken sağlığınızı koruyabilmektir.
İşinizde ilerlerken değerlerinizden vazgeçmemektir.
Gerektiğinde “hayır” diyebilmektir.
Ve en önemlisi, işiniz bittiğinde geriye dönüp baktığınızda yalnızca iyi bir kariyer değil, iyi yaşanmış bir hayat görebilmektir.
Bugün kendinize şu soruyu sorun:
“İşim hayatımı destekliyor mu, yoksa hayatım yalnızca işimi desteklemek için mi var?”
Cevap kolay olmayabilir.
Ama bazı soruların amacı bizi rahatlatmak değil, uyandırmaktır.
Unutmayalım; hiçbir unvan huzurumuzdan, hiçbir maaş sağlığımızdan, hiçbir kariyer de kendimize yabancılaşmaktan daha değerli değildir.
Çünkü günün sonunda geriye ne makamımız kalacak ne kartvizitimiz…
Geriye, kendimizle kurduğumuz ilişki ve nasıl bir hayat yaşadığımız kalacak.
























































































































