
Fransa ve İspanya’da yüz binlerce hektarlık alan yanarken, yüz binlerce insan tahliye edildi. İtalya’da ve Fransa’da yangınlara müdahale eden itfaiyeciler yaşamını yitirdi. Avrupa Birliği ise uçaklarını, helikopterlerini ve yüzlerce itfaiyecisini seferber ederek ortak bir mücadele yürütüyor. Çünkü artık hiçbir ülke bu büyüklükteki yangınlarla tek başına baş edemiyor.
Asıl düşündürücü olan ise yangınların artık istisna değil, yeni normal hâline gelmesi. Uzmanlar yıllardır sıcak hava dalgalarının uzayacağını, kuraklığın artacağını ve aşırı hava olaylarının daha sık yaşanacağını söylüyordu. Bugün yaşananlar, bu uyarıların somut karşılığı.
Türkiye de bu tablonun dışında değil. Son yıllarda Akdeniz kuşağında yaşanan büyük yangınlar hafızalardaki yerini koruyor. Önümüzdeki günlerde sıcaklıkların yeniden yükselmesi beklenirken risk bir kez daha kapımızda. Bu nedenle yangınla mücadele sadece itfaiyenin ya da orman ekiplerinin görevi olarak görülmemeli. Atılan bir izmarit, kontrolsüz yakılan bir ateş ya da ihmal edilen küçük bir kıvılcım binlerce hektarlık ormanı yok edebiliyor.
Ormanlar yalnızca ağaçlardan ibaret değildir. Temiz havamız, su kaynaklarımız, yaban hayatı ve geleceğimizdir. Bir ormanın yeniden oluşması onlarca yıl alırken, onu yok etmek için birkaç saat yetiyor.
Belki de artık “yangın sezonu” yerine “iklim gerçeği” kavramını konuşmanın zamanı geldi. Çünkü Avrupa’dan yükselen duman, yalnızca yanan ormanların değil; değişen iklimin ve ertelenen önlemlerin de uyarısıdır. Bugün Avrupa’da yaşananlar, yarın başka bir coğrafyanın değil, hepimizin ortak gerçeği olabilir.















