
İsviçre'de Kış Turizmi Büyük Risk Altında
Araştırma, iklim değişikliğinin yalnızca doğayı değil, iş yerlerini, vergi gelirlerini ve bölgesel ekonomileri de ilgilendirdiğini gösteriyor.
En büyük risk kış turizminde
İsviçre'nin Alp bölgelerinde kış turizmi önemli bir ekonomik faaliyet.
Kayak merkezleri, oteller, restoranlar, ulaşım şirketleri ve diğer turizm işletmeleri kar koşullarına bağlı olarak faaliyet gösteriyor.
Sıcaklıkların yükselmesi ve kar sınırının daha yüksek rakımlara çıkması, özellikle alçak ve orta yükseklikteki kayak merkezleri için risk oluşturuyor.
Federal araştırmada incelenen riskler arasında en büyük ekonomik kayıpların kış turizminde ortaya çıkabileceği belirtiliyor.
Kar azalırsa yalnızca kayak merkezleri mi etkilenir?
Hayır.
Bir kayak merkezinin faaliyetlerinin azalması, çevresindeki otelleri, restoranları, spor malzemesi satan işletmeleri ve ulaşım hizmetlerini de etkileyebilir.
Bölgede çalışan sezonluk personelin istihdamı da bu gelişmelerden etkilenebilir.
Dolayısıyla iklim değişikliğinin turizm üzerindeki etkisi, yalnızca pistlerin açık kalıp kalmamasıyla sınırlı değil.
Tarım ve çalışanlar da risk altında
Araştırmada tarım sektöründeki kuraklık kaynaklı verim kayıpları da incelendi.
Özellikle suya erişimin zorlaştığı bölgelerde üretim maliyetleri artabilir.
Yüksek sıcaklıklar, açık havada veya yeterince soğutulamayan ortamlarda çalışan kişilerin verimliliğini de etkileyebilir.
Aşırı yağışlar, fırtınalar ve dolu olayları ise altyapı ve mülklerde maddi hasara neden olabilir.
Önlem almak kayıpları azaltabilir
Federal Çevre Dairesi, iklim değişikliğine uyum çalışmalarının ekonomik zararları azaltabileceğini belirtiyor.
Tarımda sulama sistemlerinin geliştirilmesi, binaların aşırı sıcaklara karşı uyarlanması ve turizm bölgelerinde alternatif faaliyetlerin oluşturulması bu önlemler arasında değerlendirilebilir.
Ancak her önlemin maliyeti ve sağlayacağı yarar farklı.
2060 tahminleri kesin mi?
Hayır.
Araştırmadaki sonuçlar, farklı varsayımlar ve modellemeler üzerinden oluşturulmuş tahminler.
Federal Çevre Dairesi, bu rakamların kesin gelecek maliyetleri olarak değil, olası ekonomik etkilerin büyüklüğünü gösteren göstergeler olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bu nedenle 2060 yılında kesin olarak belirli miktarda zarar oluşacağı söylenemez.














































































