
Erdoğan, rahmet, mağfiret ve bereket kapılarının açıldığı bu mübarek ayın, başta mazlum ülkeler olmak üzere İslam coğrafyası ve insanlığa hayırlar getirmesini diledi. Dünyada “Gazi” unvanını taşıyan tek meclis olan TBMM’nin, milletin istiklal mücadelesini başlatıp başarıyla tamamlayan parlamento olarak tarihe altın sayfalar kazandırdığını vurgulayan Erdoğan, 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminde gösterilen dirayetle TBMM’nin ikinci kez “Gazi” unvanını hak ettiğini hatırlattı.
106 yıldır milletine, devletine ve vatanına hizmet eden tüm milletvekillerini şükranla anan Erdoğan, yaşamını yitiren eski milletvekillerine Allah’tan rahmet diledi. Ayrıca TBMM Başkanı ve organizasyonda emeği geçenlere teşekkürlerini iletti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Mücadelenin zorlu günlerinde Gazi Mustafa Kemal’in “Ya istiklal ya ölüm” inancını dile getiren kahramanların mücadelesini saygıyla andığını ifade etti ve sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu vatan ölmez; ölmesi imkânsızdır. Eğer imkânsız gerçekleşse bile tüm dünya bu ağırlığın altında çöker. ‘Türkiye, Türkiye’den büyüktür’ sözü, sıradan bir söylem değil, milletimizin inancının, iradesinin ve aşkının tescilidir. Sizler, milletin vekilleri olarak bu iradeyi temsil ediyorsunuz. Her birinize teşekkür ediyorum.”
Erdoğan, sadece bölgesel değil, küresel olarak da kritik bir dönemin yaşandığını vurguladı. Uluslararası kurumların etkisizleştiğini, güç dengesinin bozulduğunu ve uluslararası hukukun büyük ölçüde rafa kaldırıldığını belirtti. 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya düzeninin çatırdadığını, küresel adaletsizliğin derinleştiğini ve eski düzen yıkılırken yerine neyin konulacağının net olmadığını söyledi.
“Dünyamız hızla kaba kuvvetin ve güçlü olanın hukukunun işletildiği kaotik bir döneme doğru sürükleniyor.” diyen Erdoğan, komşu İran’a yönelik saldırıları da işaret ederek, çok taraflılık, egemen eşitlik ve anlaşmazlıkların diplomasi ile çözümü gibi uluslararası ilkelerin, kurucuları tarafından yok sayıldığını ifade etti.




