
Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde gerçekleştirilen son denetimler, kurumda uzun süredir görev yapan bazı isimlerin eğitim belgelerinde sahtecilik yaptığını gün yüzüne çıkardı. Edinilen bilgilere göre, bir ilçe müftüsü ve beş kurum görevlisinin, atama ve terfi süreçlerinde sundukları diplomaların gerçeği yansıtmadığı belirlendi. Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nın derinleştirdiği soruşturma kapsamında, sahte belgelerle makam elde eden bu isimlerin görevlerine son verildiği bildirildi.
Skandalın yankıları sürerken, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi İdris Bozkurt'un konuya ilişkin yaptığı açıklamalar kamuoyunda geniş çaplı bir tartışma başlattı. Usulsüz yollarla işe girilmesini "haksız bir kazanım" olarak nitelendiren Bozkurt, buna rağmen elde edilen maaşın haram sayılamayacağını savunarak şu ifadeleri kullandı:
"Yapılan iş haksız bir kazanımdır. Fakat bunun üzerine bir iş bulunmuş ve iş neticesinde de bir mesai sarf ederek elde edilmiş kazanç, haram olarak değerlendirilemez. Yapılan iş yanlıştır fakat yaptığımız işin karşılığında emek vererek aldığımız maaş helaldir."
Bu açıklamalar, özellikle liyakat ve adalet bekleyen kesimler tarafından "usulsüzlüğü meşrulaştırmak" olarak yorumlanarak tepkiyle karşılandı. Birgün gazetesinin haberine göre, benzer vakaların kurum içerisinde daha geniş bir ölçekte olup olmadığına dair incelemeler sürüyor. Muhalefet kanadı ise bu durumun hem hukuki hem de ahlaki bir çöküş olduğunu belirterek, geçmişe dönük tüm atamaların incelenmesi çağrısında bulundu.








