
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi bünyesinde mahkemenin verdiği mutlak butlan kararı sonrasında başlayan idari tasfiye süreci, parti çalışanlarını doğrudan etkileyen şok bir hamleyle yeni bir boyut kazandı. Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin idari mekanizmayı devralmasının ardından, Özgür Özel döneminde genel merkezde istihdam edilen çok sayıda personelin görevine resmi olarak son verildi. Ancak işten çıkarma işlemlerinde kullanılan yasal yöntem, parti tüzüğü ve iş hukuku açısından büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Edinilen bilgilere göre, sözleşmesi feshedilen personellerin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) sistemindeki işten çıkış nedenleri, iş hukukundaki en ağır yaptırımlardan biri olan "Kod 29" olarak işlendi. İş Kanunu'nun 25/2 maddesi uyarınca "İşverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı" anlamına gelen bu kod, çalışanların kıdem ve ihbar tazminatı haklarını tamamen ortadan kaldırırken, aynı zamanda devletten işsizlik maaşı almalarını da engelliyor. Genellikle hırsızlık, devamsızlık ve itaatsizlik gibi durumlarda kullanılan bu kodun siyasi bir tasfiye sürecinde devreye sokulması, genel merkez koridorlarında tansiyonu yükseltti.
İşten çıkarılan personeller ve onlara destek veren sendika temsilcileri, yapılan bu işlemi tamamen "siyasi bir intikam ve algı operasyonu" olarak nitelendirdi. Görevine son verilen çalışanların, uğradıkları itibar kaybı ve hak mahrumiyetleri nedeniyle Kılıçdaroğlu yönetimine karşı kitlesel olarak işe iade ve tazminat davaları açmaya hazırlandığı öğrenildi. Sosyal medyada "haram parayla alınan araçların satışı" iddialarının hemen ardından gelen bu idari hamle, CHP içerisindeki liderlik savaşının faturasının bu kez emekçilere kesildiği yönündeki eleştirileri de beraberinde getirdi.












