
Duruşmaya tutuksuz sanık Barım ile avukatları katıldı. Esasa ilişkin savunmasını yapan Barım, Ocak 2025’ten bu yana hayatında daha önce karşılaşmadığı bir süreçten geçtiğini söyledi.
Birlikte çalıştığı oyuncuları Gezi Parkı’na yönlendirmediğini belirten Barım, yalnızca mesleki faaliyetleriyle ilgilendiğini ifade etti. Sağlık durumu dikkate alınarak tahliyesine karar veren mahkeme heyetine teşekkür eden Barım, dosyada somut delil bulunmadığını savunarak beraat talebinde bulundu. Sağlık sorunları nedeniyle ameliyat sürecine hazırlandığını belirten Barım, suçsuz olduğunu dile getirdi.
Barım’ın avukatı Sedat Özyurt, dosyada yer alan HTS ve tape kayıtları ile sanatçıların Gezi Parkı’na katılımına ilişkin unsurların, “cebir ve şiddet kullanarak hükümeti devirmeye teşebbüs” suçunda aranan iradi birlikteliği ortaya koymadığını savundu. Müvekkilinin Çiğdem Mater Utku ve diğer hükümlülerle birlikte hareket ettiğine dair herhangi bir delil bulunmadığını öne süren Özyurt, beraat talep etti.
Sanık avukatlarından Deniz Ketenci de suçlamaların doğrudan ya da dolaylı delillere dayanmadığını, iddiaların Sedat Gül isimli ihbarcının sosyal medya üzerinden ilettiği beyanlara dayandığını ileri sürdü. İhbarcının mahkemede gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu ve iddialarının KOM tarafından dikkate alınmadığını belirten Ketenci, müvekkili için beraat istedi.
Mahkeme başkanı kararın açıklanacağını bildirerek Barım’a son sözünü sordu. Barım, son sözünde avukatlarının savunmalarına katıldığını belirterek beraatini talep etti.
Karar
Mahkeme heyeti, Barım’ı “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti. Ancak fiilin “yardım eden” sıfatıyla işlendiğine hükmedilerek ceza 15 yıla indirildi. Sanığın sabıkasız oluşu ile yargılama sürecindeki tutum ve davranışları dikkate alınarak ceza oy birliğiyle 12 yıl 6 aya düşürüldü.
Mahkeme, Barım hakkında uygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin; mevcut delil durumu, sanığın sağlık sorunları, devam eden tedavisi ve Adli Tıp Kurumu raporu doğrultusunda sürdürülmesine karar verdi. Kararda ayrıca, sanık ve avukatlarının iki hafta içinde itiraz hakkı bulunduğu belirtildi.
Kararın açıklanmasının ardından Barım’ın duruşma salonunda gözyaşı döktüğü görüldü.
İddianamedeki değerlendirmeler
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 171 sayfalık iddianamede, Gezi Parkı sürecinin planlanması ve organize edilmesinde sorumlu olduğu belirtilen sanıklar hatırlatılmıştı.
HTS kayıtlarına yer verilen iddianamede, Barım’ın Gezi ana davasının sanıkları Memet Ali Alabora, Çiğdem Mater ve Osman Kavala ile Gezi süreci ve sonrasında irtibat kurduğu ifade edilmişti.
Barım’ın Alabora ile 30 Mayıs 2013’te ilk temasını kurduğu, son görüşmenin 19 Haziran 2013’te gerçekleştiği ve bu tarih aralığı dışında iletişim kaydı bulunmadığı belirtilmişti.
İddianamede ayrıca, Barım’ın sahibi olduğu ID İletişim Danışmanlık AŞ’ye bağlı sanatçıların, sosyal medya platformu X üzerinden “occupyturkey” ve “DirenGeziParkı” etiketlerini sistematik biçimde paylaştıkları kaydedilmişti.
27 Mayıs 2013 tarihli HTS kayıtlarına dayanılarak yapılan değerlendirmede, Barım’ın şirketine bağlı sanatçıları sık arayarak Gezi Parkı’na yönlendirdiği ve sanatçılar camiası adına sürecin yayılmasına katkı sağladığı ileri sürülmüştü.
İddianamede, Gezi Parkı olaylarının spontane geliştiği yönünde kamuoyunda kanaat oluşturulmaya çalışıldığı, ancak organizasyon ve planlama bulunduğu iddia edilmişti. Bu kapsamda Barım’ın, kendisine bağlı oyuncuları etkin şekilde sahaya yönlendirerek yardım eden konumda yer aldığı öne sürülmüştü.
Ayrıca Barım’ın daha önce irtibatı bulunmamasına rağmen Gezi sürecinde Alabora ile 3, Kavala ile 39, Mater ile 14 kez görüştüğü bilgisi de iddianamede yer almıştı.
Savcılık, Barım’ın “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüse yardım etme” suçundan 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti.




