
Son yıllarda geliştirilen zayıflama ilaçları geniş kitlelere fayda sağlasa da, bulantı ve sindirim sistemi sorunları gibi yan etkiler sıkça görülüyor. Bilim insanları ise benzer iştah kontrolünün daha az yan etkiyle nasıl sağlanabileceğini araştırıyor.
ABD’de yapılan bir çalışmada, pitonların kanında, tokluk hissini beyne ileten ve daha önce tanımlanmamış bir molekül keşfedildi. Bu yılanlar, tek seferde büyük bir av tüketip ardından aylar hatta yıllar boyunca besin almadan yaşayabiliyor. Araştırmacıların ilgisini çeken nokta ise bu süreçte kalp ve kas dokularının zarar görmemesi.
“Para-tiramin-O-sülfat (pTOS)” adı verilen molekül, Colorado Boulder Üniversitesi’nden Profesör Leslie Leinwand ve ekibi tarafından, Afrika, Asya ve Avustralya’da yaşayan pitonların sindirim sistemi incelenirken ortaya çıkarıldı. Çalışma, Stanford Medicine ve Baylor Üniversitesi araştırmacılarının katkısıyla Nature Metabolism dergisinde yayımlandı.
Araştırma sonuçlarına göre pitonlar yemek yedikten sonra kalplerini yaklaşık yüzde 25 oranında büyütüyor ve sindirim sırasında metabolizmaları 4.000 kat hızlanıyor. Bu esnada kandaki pTOS seviyesinde de 1.000 katı aşan bir artış gözleniyor. İnsanlarda da bu molekül yemek sonrası yükseliyor ancak artış yalnızca 2 ila 5 kat arasında kalıyor.
Bu süreçte vücut, tirozin adlı amino asidi kullanıyor; bağırsak bakterileri bunu tiramin maddesine dönüştürüyor. Karaciğer ise tiramini pTOS’a çeviriyor. Oluşan pTOS, beyne ulaşarak tokluk sinyali gönderiyor ve iştahı azaltıyor.
Bilim insanları, bu molekülün daha önce fark edilmemesinin nedenlerinden birinin, deneylerde sık kullanılan fare ve sıçanların yemek sonrası bu bileşiği üretmemesi olduğunu belirtiyor.
Günümüzde kullanılan GLP-1 temelli zayıflama ilaçları sindirimi yavaşlatıp kan şekerini düzenleyerek tokluk hissi sağlıyor. Ancak bu ilaçlar bazı kişilerde mide bulantısı, sindirim sorunları ve kusma gibi yan etkilere yol açabiliyor.
Hayvan deneylerinde pTOS verilen farelerin daha az yemek tükettiği ve uzun vadede kilo kaybı yaşadığı gözlemlendi. Üstelik bu etkiler, hareketlilik, enerji tüketimi ya da kan şekeri seviyelerinde belirgin bir değişiklik olmadan gerçekleşti. Bu durum, pTOS’un metabolizmaya zarar vermeden etkili olabileceğini gösteriyor.
Bu keşif, vücudun yemek sonrası tokluk hissini nasıl oluşturduğuna dair yeni bir biyolojik mekanizmayı ortaya koyarken, bağırsak bakterilerinin metabolizma üzerindeki etkisini de gözler önüne seriyor. Ancak pTOS henüz yalnızca hayvanlar üzerinde test edildi; insanlar üzerindeki etkileri bilinmiyor. Ayrıca prediyabet ya da tip 2 diyabet hastalarında bu mekanizmanın daha zayıf çalışabileceği ihtimali de bulunuyor.




