
Dilekçede, 2. sınıfta yolcuların “sardalya gibi sıkıştığı”, buna karşılık 1. sınıfta çoğu zaman boş koltukların bulunduğu vurgulanıyor.
Genç kuşakların bu talebe desteği dikkat çekici. Demoscope Enstitüsü’nün temsilî anketine göre, 15–34 yaş arası gençlerin yüzde 60’ı toplu taşımada sınıf ayrımının kaldırılmasından yana.
“Zweiklassengesellschaft” Eleştirisi
jungVCS, toplu taşımayı bir kamu hizmeti olarak tanımlıyor ve yalnızca daha yüksek ücret ödeyebilenlerin daha konforlu seyahat etmesinin adil olmadığını savunuyor. Mevcut uygulamanın bir “iki sınıflı toplum” yarattığını belirten girişim, bunun hem dayanışma ilkesine hem de kamu kaynaklarının verimli kullanımına aykırı olduğunu dile getiriyor.
Dilekçe sahipleri ayrıca SBB’ye ait olduğu belirtilen bir iç belgeye atıf yaparak, 2. sınıfın metrekare başına 1. sınıfa göre 1,7 kat daha fazla gelir getirdiğini öne sürüyor.
Sektörden Karşı Görüş: “Çapraz Sübvansiyon Yok”
Toplu taşıma sektörünün çatı örgütü Alliance SwissPass ise bu iddiaları reddediyor. 1. sınıf biletlerinin yaklaşık yüzde 70 daha pahalı olduğunu hatırlatan örgüt, 2. sınıf yolcularının 1. sınıfı sübvanse ettiği yönünde bir kanıt bulunmadığını belirtiyor. Daha düşük doluluk oranının, daha yüksek konfor ve koltuk garantisi için ödenen fiyatla dengelendiğini savunuyor.
SBB ise bilet satışlarının sınıflara göre ayrıştırılmadığını, bu nedenle gelir dağılımı hakkında net bir açıklama yapılamayacağını bildiriyor.
Tartışma Büyüyor
Özellikle yoğun saatlerde 2. sınıf vagonlarının dolup taşması, buna karşılık 1. sınıfta boş koltukların bulunması, tartışmayı daha da alevlendiriyor. Dilekçe sahipleri, sınıf ayrımının kaldırılmasının hem kapasite kullanımını iyileştireceğini hem de toplu taşımayı daha adil hâle getireceğini savunuyor.
Sektör temsilcileri ise 1. sınıfın tamamen kaldırılmasının gelir kaybına yol açabileceğini ve bazı yolcuların konfor beklentilerini karşılamayacağını düşünüyor.
Toplu taşımada sınıf ayrımının geleceği, kamuoyu ve siyaset tarafından verilecek kararlara bağlı olacak.




