
Bugün ise bu uygulama yeniden gündeme geldi. Sosyal Demokrat Parti (SP) milletvekili Michèle Dünki-Bättig, İsviçre'nin bu tarihi haksızlık nedeniyle resmi olarak özür dilemesi ve konunun kapsamlı şekilde araştırılması gerektiğini savunuyor.
Evlilik kadınları kendi ülkelerinde yabancıya dönüştürdü
O dönemde yürürlükte olan kurallara göre bir İsviçreli kadın yabancı bir erkekle evlendiğinde vatandaşlığını otomatik olarak kaybediyordu. Kadınlar eşlerinin vatandaşlığına geçerken, İsviçre ile olan resmi bağları sona eriyordu.
Bu durum birçok kadın için yalnızca pasaport kaybı anlamına gelmiyordu. Bazıları oturma izinlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalırken, bazıları da mesleklerini bırakmak zorunda kalıyordu.
Özellikle devlet memurları ve öğretmenler için sonuçlar daha ağırdı. Evlilik sonrasında bazı kadınlara mesleklerini sürdürme yasağı getiriliyordu.
Aynı dönemde erkekler için benzer bir uygulamanın bulunmaması ise düzenlemenin ayrımcı yönünü ortaya koyuyor.
İkinci Dünya Savaşı yıllarında sonuçlar daha ağır oldu
Tarihçi Silke Margherita Redolfi'ye göre uygulama, İkinci Dünya Savaşı sırasında daha da sert hale getirildi.
İsviçre, savaş yıllarında olağanüstü yetkiler kapsamında vatandaşlık uygulamalarını daha katı şekilde uyguladı. Vatandaşlığını kaybeden bazı kadınlar ülkeye giriş konusunda ciddi zorluklar yaşadı.
Araştırmacılar, vatandaşlığını kaybettiği için savaş döneminde mağdur olan veya hayatını kaybeden kadınların sayısının ise hâlâ tam olarak bilinmediğini belirtiyor.
Ünlü sanatçı Sophie Taeuber-Arp da mağdur oldu
Uygulamanın etkilediği kişiler arasında dünyaca tanınan sanatçı Sophie Taeuber-Arp da bulunuyordu.
Bir Alman vatandaşıyla evlendikten sonra İsviçre vatandaşlığını kaybeden sanatçı, İkinci Dünya Savaşı sırasında İsviçre'ye giriş yapabilmek için vize almak zorunda kaldı.
Dönemin belgelerine göre Taeuber-Arp, uzun uğraşlar sonucunda ülkeye giriş izni alabildi. İsviçre'ye ulaştığında ise ciddi şekilde yetersiz beslenmiş durumda olduğu belirtiliyor.
Sanatçı daha sonra İsviçre'nin 50 franklık banknotunda yer alarak ülkenin kültürel sembollerinden biri haline gelmişti.
Değişim ancak 1952 yılında başladı
İsviçreli kadınların evlilik sonrasında vatandaşlıklarını koruyabilmeleri için ilk adım 1952 yılında atıldı.
Bu tarihten itibaren kadınlara evlilik sırasında vatandaşlıklarını korumak istediklerini beyan etme hakkı tanındı. Ancak kadınların vatandaşlık hakkının eşlerinden tamamen bağımsız hale gelmesi için yaklaşık 1990 yılına kadar beklemek gerekti.
Uzmanlar, bu sürecin İsviçre'de kadın hakları alanındaki en önemli mücadelelerden biri olduğunu belirtiyor.
Geçmişle yüzleşme çağrısı
Milletvekili Michèle Dünki-Bättig, devletin bu tarihi haksızlığı resmen kabul etmesi gerektiğini savunuyor.
Dünki-Bättig'e göre ayrımcı yasalar nedeniyle vatandaşlığını kaybeden kadınların bugün yeniden vatandaşlık almak için normal vatandaşlığa kabul süreçlerinden geçmek zorunda kalması adil değil.
Ayrıca uygulamanın etkilerinin yalnızca kadınlarla sınırlı kalmadığını, onların çocukları ve torunlarının da vatandaşlık hakları konusunda çeşitli sorunlarla karşılaştığını belirtiyor.
Bu nedenle siyasetçi, geçmişin kapsamlı şekilde araştırılmasını, mağduriyetlerin belgelenmesini ve gerekli telafi adımlarının atılmasını talep ediyor.












