
Ülkenin büyük bölümü kuraklık alarmında
MeteoSwiss verilerine göre 2026 Haziran ayı, ölçümlerin başladığı tarihten bu yana kaydedilen en sıcak haziran aylarından biri oldu. Ay boyunca sıcaklıklar uzun yıllar ortalamasının yaklaşık 3,7 derece üzerine çıkarken, yağış miktarı ise normal seviyenin yüzde 37 altında kaldı.
İsviçre Ulusal Kuraklık Platformu, ülkenin büyük bölümünü 4. seviye kuraklık uyarısı kapsamına aldı. Bu seviye, su kaynaklarının daha da azalabileceği ve bazı bölgelerde su kullanımına yönelik kısıtlamaların uygulanabileceği anlamına geliyor.

Belediyeler su tasarrufu çağrısı yapıyor
Kuraklığın etkileri özellikle küçük yerleşim yerlerinde hissedilmeye başlandı. Bazı belediyeler vatandaşlardan;
- Bahçe ve çim sulamamalarını,
- Yüzme havuzlarını doldurmamalarını,
- Araç yıkamamalarını,
- Gereksiz su tüketiminden kaçınmalarını istedi.
Zürih Kantonu'nda bazı içme suyu kaynaklarının debisi önemli ölçüde azalırken, Hinwil Belediyesi bazı çeşmeleri geçici olarak kapattı. Elgg bölgesinde ise su pompalarının durdurulabileceği belirtiliyor.
İsviçre su sıkıntısına ne kadar hazırlıklı?
Uzmanlara göre İsviçre'nin güçlü içme suyu altyapısı, olası krizlerin etkisini büyük ölçüde azaltıyor.
Zürih Kantonu'nda nüfusun yüzde 95'inden fazlası, birden fazla su kaynağına bağlı sistemlerden yararlanıyor. Gerekli durumlarda belediyeler Zürih Gölü, Ren, Limmat ve Töss nehir havzalarındaki kaynaklardan su temin edebiliyor.
Ancak yetkililer, bu yöntemlerin maliyetleri artırdığına dikkat çekerek vatandaşlardan yine de suyu dikkatli kullanmalarını istiyor.
Su tamamen azalırsa ne olacak?
İsviçre'de ağır su krizleri için 2020 yılında yürürlüğe giren özel bir yönetmelik bulunuyor.
Buna göre ciddi bir su kıtlığının ilk üç gününde mümkün olan en yüksek miktarda içme suyu sağlanmaya çalışılıyor.
Kriz dördüncü güne ulaşırsa ise her vatandaşın günde en az 4 litre içme suyuna erişim hakkı bulunuyor.
Bu miktar yalnızca temel yaşam ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik minimum seviye olarak belirlenmiş durumda.
Öncelik kimlere verilecek?
Hastaneler, yaşlı bakım evleri, huzurevleri, cezaevleri, okullar, tarım işletmeleri ve temel üretim yapan işletmeler için gerekli su miktarını ise kanton yönetimleri belirliyor.
Bunun dışında sanayi kuruluşları, enerji santralleri ve tarımsal sulama gibi alanlarda suyun nasıl dağıtılacağı konusunda ülke genelinde ortak bir öncelik listesi bulunmuyor.
Olası bir kriz durumunda hangi sektörün ne kadar su alacağına kantonlar ve belediyeler karar verecek.
İsviçre artık "Avrupa'nın su kalesi" olmayabilir
İsviçre uzun yıllardır "Avrupa'nın su deposu" olarak anılıyor. Ancak iklim değişikliği bu tabloyu değiştirmeye başladı.
Federal Çevre Dairesi (BAFU) ile çeşitli araştırma kurumlarının hazırladığı Hydro-CH2018 raporuna göre gelecekte yağışların daha büyük bölümü kış aylarında yağmur olarak düşecek. Kar ve buzulların azalması nedeniyle yaz aylarında doğal su depolama kapasitesi giderek zayıflayacak.
Bu durum, özellikle yaz aylarında tarım, enerji üretimi, içme suyu ve doğal yaşam arasında su kullanımına ilişkin daha fazla çatışma yaşanabileceği anlamına geliyor.
Uzmanlar, İsviçre'nin tamamen susuz kalmasının beklenmediğini ancak önümüzdeki yıllarda bölgesel ve mevsimsel su sıkıntılarının daha sık görüleceğini vurguluyor.












