
Milano-Cortina’da 6 Şubat’ta başlayacak Kış Olimpiyatları’na sayılı haftalar kala, “Dolomitlerin incisi” olarak bilinen bölgenin yamaçları şu an karla kaplı. Ancak bu tablo, her sezon için geçerli olmuyor. Isınan iklim koşulları nedeniyle kar örtüsü artık çoğu bölgede yalnızca pistlerle sınırlı kalıyor ve bu alanlarda dahi çoğunlukla yapay kar üretimine ihtiyaç duyuluyor.
Yapay kar kullanımı ise hem çevresel hem ekonomik yükler doğuruyor. Artan maliyetler, kayak geçiş ücretlerine yansırken kış sporları birçok Avrupalı için giderek daha pahalı ve erişilmesi zor bir aktiviteye dönüşüyor.
Kış Olimpiyatları da iklim değişikliğinden etkileniyor
İtalya’nın Belluno ilindeki ünlü kayak merkezleri de dahil olmak üzere Alp kuşağının tamamı, daha seyrek kar yağışları ve yükselen sıcaklıklarla karşı karşıya. Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), küresel ısınmanın büyük ölçüde fosil yakıt kullanımından kaynaklandığını ve Kış Olimpiyatları’nı doğrudan etkilediğini artık resmen kabul ediyor.
Bu durum, Olimpiyatlara ev sahipliği yapabilecek bölgelerin geleceğini de belirsiz hale getiriyor. 1924’ten bu yana Kış Olimpiyatları 21 farklı bölgede düzenlendi. Ancak Kanada’daki Waterloo Üniversitesi araştırmacılarının 2021’de yayımladığı bir çalışmaya göre, güçlü iklim önlemleri alınmazsa yüzyıl ortasına gelindiğinde bu bölgelerden yalnızca dördü oyunlar için uygun koşullara sahip olacak.
Bu şehirler ABD’de Lake Placid, Norveç’te Lillehammer ve Oslo ile Japonya’daki Sapporo olarak sıralanıyor. Araştırmaya göre küresel sıcaklıkların sanayi öncesi döneme kıyasla 4 derece artması halinde, 2050’den sonra diğer tüm bölgelerde Kış Olimpiyatları düzenlemek mümkün olmayacak. 2080’de ise bu koşulları yalnızca Japonya sağlayabilecek.
Paris Anlaşması’nın tam olarak uygulanması ve küresel ısınmanın 2 dereceyle sınırlandırılması durumunda bile, 2050’de sadece dokuz Olimpiyat kenti bu etkinliğe ev sahipliği yapabilecek; bu sayı 2080’de sekize düşecek.
Avrupa’nın kayak ekonomisi baskı altında
Kış Olimpiyatları birkaç haftayla sınırlı olsa da, geçimini kayak turizminden sağlayan bölgeler için iklim krizinin etkileri yıl boyunca hissediliyor. Avrupa kış turizmi sektörü 2022’de yaklaşık 180 milyar euro gelir elde etti. Alp Dağları yalnızca bu ekonominin merkezi değil, aynı zamanda kıtanın en önemli su rezervlerini ve zengin biyolojik çeşitliliğini barındırıyor.
AB’nin Alpler için hazırladığı eylem planına göre, bölge yaklaşık 80 milyon kişiye ev sahipliği yapıyor ve Almanya, Fransa, İtalya, Avusturya ve Slovenya’daki 48 bölgeyi kapsıyor. İsviçre ve Lihtenştayn da bu alanın parçası.
Statista’nın 2020/21 verilerine göre Avrupa’da en fazla kayak merkezine sahip ülke 498 tesisle Almanya. İtalya 349, Fransa ise 317 merkezle onu takip ediyor. İlk 10’daki diğer ülkeler arasında Avusturya, İsveç, Norveç, İsviçre, Finlandiya, Slovenya ve İspanya yer alıyor.
Nature Climate Change dergisinde yayımlanan 2023 tarihli bir araştırma, Avrupa’daki 2.234 kayak merkezinin yüzde 53’ünün, sıcaklıkların 2 derece artması halinde ciddi kar yetersizliği riskiyle karşı karşıya kalacağını ortaya koyuyor. Fransız Alpleri’nde tesislerin üçte biri, Pireneler’de ise neredeyse yüzde 90’ı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Küresel sıcaklık artışı 4 dereceye ulaştığında ise Avrupa’daki kayak merkezlerinin yüzde 98’inin faaliyet gösteremeyeceği öngörülüyor.
Yapay kar çözüm mü, yeni bir sorun mu?
Birçok tesis çözümü yapay karda arıyor. Ancak OECD’nin ortaya koyduğu “yüz gün kuralına” göre, ekonomik sürdürülebilirlik için bir kayak merkezinin yılda en az 100 gün açık kalması ve yaklaşık 30 santimetre doğal kar örtüsüne sahip olması gerekiyor.
AGI ajansına göre, bir kilometre uzunluğunda ve 50 metre genişliğindeki bir pistte yapay kar üretmenin maliyeti 30 ila 40 bin euro arasında değişiyor. Metreküp başına maliyet ise 2 ila 3,8 euro seviyesinde.
Fransız araştırma enstitüsü Inrae’den François Hugues, yapay karın işletme maliyetleri içinde görece düşük bir paya sahip olduğunu ancak su kaynakları üzerindeki baskının ciddi bir çevresel sorun yarattığını vurguluyor. Gerekli suyu sağlamak için inşa edilen yapay göllerin hem maliyeti hem de ekosistem üzerindeki etkileri dikkat çekiyor.
WWF’ye göre bir hektarlık pistte temel kar tabakası oluşturmak için en az 1 milyon litre su gerekiyor. Yapay kar sistemlerinin tükettiği enerji de sera gazı salımlarını artırarak iklim krizini derinleştiriyor. Reuters’a göre Alp kayak merkezlerinin yapay karla desteklenmesi yılda yaklaşık 600 GWh enerji tüketimine yol açıyor.
Kayak giderek pahalılaşıyor
Artan maliyetler doğrudan tüketiciye yansıyor. 2015’ten bu yana Avrupa’da kayak harcamaları ortalama yüzde 34,8 arttı. En büyük artışlar İsviçre, Avusturya ve İtalya’da görüldü.
Dolomitler’deki Dolomiti Superski geçiş ücreti 2021’de 67 euro iken bugün 86 euroya çıktı. Roccaraso’da fiyatlar 47 eurodan 60 euroya, Livigno’da ise 52 eurodan 72 euroya yükseldi.
Lozan Üniversitesi’nden Christophe Clivaz’a göre kayak, giderek daha fazla “zenginlerin sporu” haline geliyor. Artan ekipman, konaklama ve ulaşım masrafları, özellikle kalabalık aileler için kayak tatilini erişilemez kılıyor.
François Hugues ise gelecekte kar garantisi olan Alp bölgelerinin daha uzak ülkelerden varlıklı turistleri çekeceğini, bunun ekonomik fayda sağlasa bile artan seyahatlerin sera gazı salımlarını yükselterek iklim krizini daha da hızlandıracağını belirtiyor.







