
FDP Luzern Eyalet Senatörü Damian Müller, iltica sisteminin sıkılaştırılması amacıyla yeni bir siyasi girişim başlatmaya hazırlanıyor. Müller, bu konuda özellikle Danimarka’nın son yıllarda uyguladığı sert iltica politikalarını örnek gösteriyor.
Danimarka modeli dikkat çekiyor
Son yıllarda Avrupa’nın en katı iltica politikalarından birini uygulayan Danimarka, sosyal demokrat hükümetler döneminde dahi göç konusunda sert önlemler aldı. Bu politikaların sonucunda ülkedeki iltica başvurularının sayısı 2010 yılından bu yana yüzde 65 oranında azalırken, aynı dönemde İsviçre’de kişi başına düşen iltica başvurularında yüzde 42 artış yaşandı.
Danimarka modelinin temelinde, ilticanın kalıcı bir yerleşim hakkı değil, geçici koruma olarak değerlendirilmesi bulunuyor. Verilen oturma izinleri düzenli olarak gözden geçiriliyor ve başvuru sahibinin ülkesindeki koşulların düzelmesi halinde izinler uzatılmayabiliyor.
Aile birleşimine daha sıkı kurallar
Danimarka’da en çok tartışılan uygulamalardan biri aile birleşimi konusunda yaşanıyor. Geçici koruma statüsündeki kişilerin eş ve çocuklarını yanlarına alabilmeleri için en az iki yıl beklemeleri gerekiyor. Bu uygulama insan hakları savunucuları tarafından yoğun şekilde eleştiriliyor.
Amaç: Ülkeyi daha az cazip hale getirmek
Danimarka yalnızca reddedilen sığınmacıların daha hızlı geri dönmesini sağlamak istemiyor. Aynı zamanda ülkeyi iltica başvuruları açısından daha az cazip hale getirmeyi hedefliyor.
Bu kapsamda sosyal yardımların düşük tutulması dikkat çekiyor. Kamuoyunda “mücevher yasası” olarak bilinen düzenleme ise belirli bir sınırın üzerindeki nakit para ve değerli eşyaların devlet tarafından masrafların karşılanması amacıyla alınabilmesine imkân tanıyor.
İsviçre’de yeni tartışma başlayabilir
Damian Müller, İsviçre’nin iltica başvurularını ciddi şekilde azaltması gerektiğini savunuyor. Müller’e göre Danimarka’nın uyguladığı önlemler Avrupa Birliği ve Schengen kurallarıyla uyumlu olduğu için İsviçre tarafından da uygulanabilir.
Ancak eleştirmenler, bu tür uygulamaların sığınma hakkını zayıflatacağını, ailelerin uzun süre ayrı kalmasına neden olacağını ve entegrasyonu zorlaştıracağını belirtiyor.
Göç ve iltica konusu, 10 milyon nüfus girişiminin reddedilmesine rağmen önümüzdeki dönemde İsviçre siyasetinin en önemli tartışma başlıklarından biri olmaya devam edecek gibi görünüyor.
Nitelikli göçmen kadınların İsviçre iş piyasasındaki zorlu mücadelesi
İsviçre’de yüksek eğitimli ve deneyimli birçok göçmen kadın, sahip oldukları diplomalara ve mesleki geçmişlerine rağmen iş piyasasına girmekte ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Meksikalı fizikçi Gabriela Calvillo Vazquez’in hikâyesi, bu sorunun en dikkat çekici örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
Diplomalar var, iş yok
Üç yıl önce İsviçre’ye taşınan Gabriela Calvillo Vazquez, fizik ve biyomedikal araştırmalar alanında güçlü bir akademik geçmişe sahip olmasına rağmen uzun süre iş bulamadı. Yüzlerce başvuru yaptı, ancak çoğu yanıtsız kaldı veya olumsuz sonuçlandı.
Bu süreçte yaşadığı psikolojik baskının büyük olduğunu belirten Vazquez, en zor kısmın reddedilmelerin kendi yetersizliğinden kaynaklanmadığını kabul etmek olduğunu söylüyor.
Mentorluk programı dönüm noktası oldu
Gabriela’nın hayatındaki değişim, Bern merkezli kadın kuruluşu Frieda tarafından yürütülen “Mira-Kompass” mentorluk programına katılmasıyla başladı.
Göçmen kadınlara yönelik hazırlanan program, mesleki deneyime sahip ancak İsviçre iş piyasasında yer bulamayan kadınlara rehberlik ediyor. Katılımcılar hem bireysel danışmanlık alıyor hem de benzer deneyimleri yaşayan kadınlarla bir araya geliyor.
Program sayesinde Gabriela yalnız olmadığını fark ettiğini ve kendi yeteneklerine yeniden güvenmeye başladığını ifade ediyor.
Yapısal sorunlar devam ediyor
Uzmanlara göre Gabriela’nın yaşadığı durum istisna değil. Federal İstatistik Dairesi verileri, yurtdışında yükseköğrenim görmüş kadın göçmenlerin önemli bir bölümünün eğitim seviyelerinin altında işlerde çalıştığını gösteriyor.
Özellikle yabancı diplomaların tanınma süreçleri, yüksek dil şartları, pahalı Almanca kursları ve çocuk bakım hizmetlerinin yetersizliği göçmen kadınların iş hayatına katılımını zorlaştıran temel nedenler arasında yer alıyor.
Ayrıca birçok işverenin “İsviçre iş tecrübesi” talep etmesi de işe giriş sürecini daha da karmaşık hale getiriyor.
Başarı hikâyesi umut veriyor
Mentorluk programının ardından Bern Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’ne başvuran Gabriela Calvillo Vazquez, bilimsel araştırmacı olarak işe kabul edildi. Böylece yeniden kendi uzmanlık alanında çalışma fırsatı buldu.
Vazquez bugün laboratuvarda bilimsel projeler üzerinde çalışıyor ve yaşadığı süreci “kendimi yeniden keşfettim” sözleriyle özetliyor.
Uzmanlar ise bireysel başarı hikâyelerinin önemli olduğunu, ancak göçmen kadınların iş gücü piyasasına daha kolay erişebilmesi için siyasi ve kurumsal düzeyde yapısal çözümlere ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.












