
MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde görülen Hantavirüs vakaları, Dünya Sağlık Örgütü’ne 2 Mayıs’ta bildirildi. Salgın kapsamında gemi yolcuları arasında toplam 11 vaka kaydedildi. Enfekte olan üç kişinin hayatını kaybetmesi, olayın ciddiyetini artırdı.
İsviçre açısından süreç, enfekte bir İsviçre vatandaşının Zürich Üniversite Hastanesi’ne kaldırılmasıyla başladı. Hastadan alınan kan, idrar ve solunum yolu örnekleri, yüksek bulaşıcılık riski taşıyan numunelerde uygulanan özel güvenlik prosedürleriyle paketlenerek aynı gün Genf’e gönderildi. Numuneler, Genf Üniversite Hastanesi bünyesindeki Ulusal Yeni Ortaya Çıkan Viral Enfeksiyonlar Referans Merkezi’ne ulaştırıldı.
Genf’teki laboratuvar kritik rol oynadı
Genf’teki CRIVE laboratuvarı, İsviçre’de yeni ortaya çıkan virüslerin teşhisi konusunda görevli merkezlerden biri olarak çalışıyor. 2005 yılında kurulan merkez, Federal Sağlık Dairesi tarafından görevlendiriliyor ve kısmen finanse ediliyor. Laboratuvar; Dengue, SARS, Zika ve benzeri yeni ya da yeniden ortaya çıkan virüslerin teşhisinde uzmanlaşmış durumda.
Hantavirüs vakasında da laboratuvarın görevi, yalnızca hastada virüs olup olmadığını belirlemek değildi. Uzmanlar, salgına neden olan virüsün hangi Hantavirüs türü olduğunu da tespit etmek zorundaydı. Çünkü virüs türünün belirlenmesi, bulaşma yolu, hastalığın şiddeti ve salgının kaynağı hakkında önemli bilgiler sağlıyor.
Genf Üniversite Hastanesi’nde görevli biyolog Francisco-Javier Perez Rodriguez, virüs türünün tanımlanmasının salgını anlamak ve uygun önlemleri belirlemek açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Andes türü tespit edildi
Yapılan analizler sonucunda salgına neden olan virüsün Andes türü olduğu belirlendi. Bu tespit, 5 Mayıs’ta Genf Üniversite Hastanesi tarafından yapıldı. Andes türü, Hantavirüs ailesi içinde özel bir öneme sahip. Çünkü insandan insana bulaşabildiği bilinen tek Hantavirüs türü olarak kabul ediliyor. Ancak bu bulaşmanın gerçekleşmesi için yakın temas gerekiyor.
Andes türü, ağır seyreden ve ölümcül olabilen Hantavirüs akciğer sendromuna yol açabiliyor. Bu hastalık özellikle akciğerleri etkiliyor ve hızlı ilerleyebiliyor. Bu nedenle virüsün doğru şekilde tanımlanması, hem hastaların tedavisi hem de temaslıların izlenmesi açısından kritik önem taşıyor.
Numuneler özel güvenlik altında incelendi
Zürich’ten Genf’e gönderilen numuneler, üç katmanlı koruma sistemiyle taşındı. Bu yöntem, yüksek bulaşıcılık riski taşıyan örneklerin güvenli şekilde laboratuvara ulaştırılması için kullanılıyor. Numuneler Genf’e ulaştıktan sonra özel biyogüvenlik kabinlerinde açıldı. Bu kabinler, laboratuvar çalışanlarını kontamine hava parçacıklarından koruyacak şekilde tasarlanıyor.
CRIVE, İsviçre’de en yüksek biyolojik güvenlik seviyesine sahip laboratuvarlardan biri. Merkezde basınca dayanıklı kapılar, su geçirmez duvarlar ve hastanenin geri kalanından ayrılmış hava ve su sistemleri bulunuyor. Kullanılan hava ve su, işlem öncesi ve sonrası özel yöntemlerle dekontamine ediliyor.
Uzmanlar bu vaka için en yüksek seviye olan biyogüvenlik seviyesi 4 yerine seviye 3 koşullarında çalıştı. Bunun nedeni, Hantavirüslerin Ebola gibi en yüksek güvenlik seviyesi gerektiren virüsler kadar tehlikeli kabul edilmemesi. Ancak yine de süreç, yüksek güvenlik önlemleri altında yürütüldü.
Covid testlerine benzer yöntem kullanıldı
Virüsün teşhisinde PCR yöntemi kullanıldı. Bu yöntem, Covid-19 salgını döneminde yaygın olarak bilinir hale gelmişti. PCR testinde önce virüsün genetik materyali örnekten ayrıştırılıyor. Ardından belirli kimyasal maddelerle virüse özgü genetik diziler çoğaltılıyor ve floresan işaretleyiciler sayesinde tespit ediliyor.
Testin güvenilir olması için kullanılan primer ve probların virüse özgü bölgeleri hedeflemesi gerekiyor. Genf’teki laboratuvar, İsviçre’ye başka ülkelerden gelebilecek yeni virüslere karşı önceden hazırlanmış reaktifleri dondurucularda saklıyor. CRIVE’de, bilinen 20’den fazla Hantavirüs türünden yedisi için tanı materyali bulunuyor.
Bu vakada uzmanlar hem Güney Amerika’da görülen Andes türünü hem de Kuzey Amerika kaynaklı olasılığı dışlamak için Sin Nombre türünü test etti. Böylece salgının hangi coğrafi ve virolojik kaynaktan geldiği daha net anlaşılabildi.
Virüsün genetik haritası çıkarıldı
PCR testlerinin ardından virüsün genetik dizilimi de çıkarıldı. Zürich’teki hastaneyle iş birliği içinde yürütülen sekanslama süreci iki gün sürdü. Elde edilen sonuçlar, herkesin erişimine açık bir veri tabanında yayımlandı.
Virüs genomunun çözülmesi, yalnızca mevcut salgını anlamak için değil, gelecekteki teşhis ve araştırmalar için de önem taşıyor. Genetik harita, virüsün kökeni, yayılımı ve olası değişimleri hakkında bilim insanlarına ayrıntılı bilgi sunuyor.
Dünya Sağlık Örgütü bilgilendirildi
İsviçre’de doktorlar ve laboratuvarlar, HIV, kızamık ve salmonella gibi 50’den fazla hastalığın görülmesi durumunda bunu yetkililere bildirmekle yükümlü. Hantavirüs vakasında da pozitif PCR testi ile genetik dizileme süreci arasında Genf’teki uzmanlar Federal Sağlık Dairesi’ni, kanton sağlık makamlarını ve Dünya Sağlık Örgütü’nü bilgilendirdi.
Genf’teki merkezin Dünya Sağlık Örgütü ile yakın çalışması, iletişimi kolaylaştırdı. HUG bünyesindeki yeni ortaya çıkan viral hastalıklar merkezi, 2023’ten bu yana WHO ile testler ve uzmanlık paylaşımı konusunda iş birliği yürütüyor.
Güney Afrika da virüsün kısmi genetik dizilimini yaparak salgına Andes türünün neden olduğunu doğruladı. Dünya Sağlık Örgütü, 11 vakanın dokuzunu doğrulanmış vaka, ikisini ise şüpheli vaka olarak sınıflandırdı.
Numune gelecekteki çalışmalar için saklanabilir
CRIVE laboratuvarında binlerce virüs örneği bulunuyor. Merkez, bilimsel önemine göre hangi örneklerin saklanacağına ya da imha edileceğine vaka bazında karar veriyor. Laboratuvar, inaktive edilmiş genetik materyali saklayabiliyor ancak Ebola gibi en tehlikeli virüsleri depolama yetkisine sahip değil. Bu tür virüsler İsviçre’de yalnızca Spiez’deki özel laboratuvarda saklanabiliyor.
Genf’teki uzmanlara göre bu Hantavirüs numunesi bilimsel açıdan değerli. Çünkü gelecekte tanı materyallerinin kontrol edilmesinde ve yeni testlerin geliştirilmesinde kullanılabilir. Bu nedenle numunenin ne zaman imha edileceğine dair şu an belirlenmiş bir süre bulunmuyor.
İsviçre’nin salgınlardaki bilimsel rolü öne çıktı
Bu vaka, İsviçre’nin yalnızca hasta tedavisinde değil, uluslararası salgın takibinde de önemli bir rol oynadığını gösterdi. Genf’teki laboratuvarın hızlı teşhisi ve virüs türünü belirlemesi, Dünya Sağlık Örgütü’nün salgını daha iyi değerlendirmesine ve uygun önlemler geliştirmesine katkı sağladı.
Hantavirüs vakası aynı zamanda modern laboratuvar altyapısının, uluslararası iş birliğinin ve hızlı bilimsel iletişimin salgın yönetiminde ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu.












