
Maliye Bakanı Karin Keller-Sutter, düzenlemelerin merkezinde “Too Big To Fail” (batamayacak kadar büyük bankalar) olarak bilinen sistemin güçlendirilmesinin yer aldığını açıkladı.
UBS için daha sıkı sermaye kuralları
Yeni düzenlemeye göre, sistem açısından kritik öneme sahip bankalar – başta UBS – yurtdışındaki iştiraklerini tamamen “sert çekirdek sermaye” (CET1) ile güvence altına almak zorunda olacak.
Bu adım, özellikle bankaların yurtdışındaki faaliyetlerinden doğabilecek zararların İsviçre’deki ana merkeze ve dolayısıyla vergi mükelleflerine yük olmasını engellemeyi amaçlıyor.
Keller-Sutter, “Amaç açık: Bankaların büyüme riskini vergi mükellefleri üstlenmemeli” diyerek düzenlemenin gerekçesini net şekilde ortaya koydu.
Finans otoritelerinden destek
Yeni düzenlemeler, Schweizerische Nationalbank ve FINMA tarafından da destekleniyor. Yetkililere göre bu adımlar, mevcut sistemde uzun süredir bilinen önemli bir zayıflığı ortadan kaldıracak.
Özellikle yurtdışı iştiraklerin yeterince sermaye ile desteklenmemesi, uluslararası finans sisteminde yıllardır risk olarak görülüyordu.
“Kâr azalır” eleştirilerine yanıt
UBS cephesinden gelen “kârlılık düşebilir” yönündeki eleştirilere de yanıt veren Keller-Sutter, daha sıkı kuralların bankaları otomatik olarak zarara sürükleyeceğine dair somut bir veri olmadığını söyledi.
ABD pazarındaki faaliyetlerin maliyetinin artabileceğini kabul eden Bakan, buna rağmen finansal istikrarın öncelikli olduğunu vurguladı. “Bu tür kararlar aynı zamanda bankaların kendi yönetim sorumluluğudur” dedi.
2008 krizinden alınan dersler
Hükümet, bu düzenlemeyi 2008 küresel finans krizinden çıkarılan derslerin bir sonucu olarak görüyor. Keller-Sutter, geçmişte yaşanan krizlerde sermaye yetersizliğinin önemli rol oynadığını belirterek, “Gerçek bir güvence için tam sermaye karşılığı şart” dedi.








