
Uzmanlara göre en büyük sorunlardan biri mağdurların sessiz kalması. Birçok mağdur, faillerden korktuğu, onlara ekonomik olarak bağımlı olduğu veya kendi ülkesindeki ailesinin zarar göreceğinden endişe ettiği için suç duyurusunda bulunmuyor. Destek kuruluşlarının verilerine göre mağdurların yaklaşık yüzde 60'ı resmi şikâyette bulunuyor.
Bir diğer önemli engel ise davaların ispatlanmasındaki güçlük. Savcılıkların, mağdurun nasıl kandırıldığını, kontrol altına alındığını ve nasıl sömürüldüğünü ayrıntılı şekilde kanıtlaması gerekiyor. Bu süreçte çoğu zaman mağdurların geldikleri ülkelerdeki makamlarla da iş birliği yapılması gerektiğinden soruşturmalar uzun ve karmaşık hale geliyor.
Uzmanlar, insan ticaretinin yalnızca cinsel sömürüden ibaret olmadığını da vurguluyor. Çalışma sömürüsü; inşaatlarda, restoranlarda, tarım sektöründe, özel evlerde ve güzellik salonlarında da sıkça görülüyor. Psikolojik baskı, ekonomik bağımlılık, düşük ücret ve insan onuruna aykırı çalışma koşulları ise çoğu zaman yeterince fark edilmiyor.
İnsan ticaretiyle mücadele eden kuruluşlar, polis, savcılık ve mahkemelerin bu alanda daha kapsamlı eğitim alması gerektiğini belirtiyor. Uzmanlara göre fiziksel şiddet olmasa bile psikolojik baskı ve ekonomik sömürünün de insan ticareti kapsamında değerlendirilmesi, hem mağdurların korunması hem de suçluların cezalandırılması açısından büyük önem taşıyor.r














