
Fransa'daki Montpellier Üniversite Hastanesi'nde görev yapan kadın hastalıkları ve üreme tıbbı uzmanı Profesör Samir Hamamah, Avrupa'nın karşı karşıya olduğu sorunun boyutunu henüz tam olarak anlamadığını savunuyor.
Hamamah'a göre düşük doğum oranları, gelecekte Avrupa toplumlarının nasıl ayakta kalacağı sorusunu gündeme getiriyor.
İsviçre'de tarihi düşüş
İsviçre'de kadın başına düşen çocuk sayısı 2024 yılında 1,29'a geriledi. Bu, kayıtların tutulmaya başlanmasından bu yana görülen en düşük seviye oldu.
Bir ülkenin nüfusunu göç olmadan aynı seviyede tutabilmesi için kadın başına ortalama 2,1 çocuk dünyaya gelmesi gerekiyor.
İsviçre'deki mevcut oran ise bu seviyenin oldukça altında bulunuyor.
Uzmanlara göre bu eğilimin devam etmesi halinde gelecekte çalışan nüfus azalırken, emekli sayısı artacak. Bu durum emeklilik sisteminin finansmanı ve sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği üzerinde büyük baskı oluşturabilir.
"Gelecekte toplumu kim ayakta tutacak?"
Profesör Samir Hamamah, düşük doğum oranlarının sonuçlarının yalnızca nüfusun azalmasıyla sınırlı olmadığını belirtiyor.
Uzmanlara göre gelecekte daha az sayıda genç çalışanın, giderek büyüyen yaşlı nüfusun emeklilik ve sağlık giderlerini karşılaması gerekecek.
Aynı zamanda hastanelerde, bakım sektöründe ve diğer temel hizmetlerde çalışacak yeterli personelin bulunup bulunamayacağı da önemli bir sorun haline gelebilir.
Hamamah, Avrupa'nın bu konuda yeterince endişeli davranmadığını ve sorunun etkilerinin şimdiden görülmeye başladığını savunuyor.
Göç kalıcı çözüm olarak görülmüyor
Avrupa ülkeleri son yıllarda iş gücü açığını büyük ölçüde yurt dışından gelen çalışanlarla kapatıyor.
Ancak Samir Hamamah'a göre göç, düşük doğum oranlarına karşı yalnızca kısa vadeli bir çözüm olabilir.
Birçok Avrupa ülkesinde göçe karşı toplumsal tepkinin arttığına dikkat çeken Hamamah, başka ülkelerden nitelikli personel alınmasının sorunu yalnızca başka bir yere taşıdığını belirtiyor.
Çünkü Avrupa'ya gelen doktor, mühendis veya diğer uzmanlar kendi ülkelerinde eksik kalıyor. Bu ülkeler aynı zamanda söz konusu kişilerin eğitimleri için önemli kaynaklar harcamış oluyor.
Yüzyılın sonunda yalnızca altı ülke
Uzmanların tahminlerine göre, bu yüzyılın sonuna gelindiğinde dünya genelinde yalnızca altı ülkede kadın başına düşen çocuk sayısı 2,1 seviyesinde veya üzerinde olacak.
Bu nedenle Avrupa'nın gelecekte sürekli olarak başka ülkelerden genç çalışan getirebileceği düşüncesinin gerçekçi olmayabileceği belirtiliyor.
Düşük doğum oranlarının yalnızca Avrupa'nın değil, uzun vadede dünyanın büyük bölümünün ortak sorunu haline gelmesi bekleniyor.
Yapay zekâ ve robotlar yeterli olacak mı?
Nüfusun yaşlanmasıyla birlikte yapay zekâ ve robot teknolojilerinin gelecekteki çalışan açığını kapatıp kapatamayacağı da tartışılıyor.
Samir Hamamah, yapay zekâ ve robotların önemli bir rol oynayacağını kabul ediyor. Çin ve Japonya gibi ülkelerin bu alandaki yatırımlarını artırdığına dikkat çekiyor.
Ancak uzmana göre teknolojik gelişmeler tek başına nüfus sorununu çözmeye yetmeyecek.
Bu nedenle ülkelerin hem yeni teknolojilere yatırım yapması hem de çocuk sahibi olmak isteyen kişilere daha fazla destek sağlaması gerektiği belirtiliyor.
Aile ve iş hayatı daha kolay birleşmeli
Hamamah'a göre devletlerin temel görevlerinden biri, çocuk sahibi olmak isteyen insanların önündeki ekonomik ve sosyal engelleri azaltmak olmalı.
Özellikle iş ve aile hayatının birlikte yürütülebilmesi, çocuk bakım imkânlarının geliştirilmesi ve ailelerin maddi olarak desteklenmesi doğum oranlarının artırılması açısından önemli görülüyor.
Uzmanlar, birçok kişinin çocuk sahibi olmak istemesine rağmen ekonomik kaygılar, iş hayatı ve gelecek belirsizliği nedeniyle bu kararını ertelediğine dikkat çekiyor.
Kısırlık sorunu da büyüyor
Profesör Hamamah, dünya genelinde giderek daha fazla insanın kısırlık sorunuyla karşı karşıya kaldığını da belirtiyor.
Tüp bebek tedavilerinin çoğu zaman olduğundan daha etkili bir çözüm gibi görüldüğünü söyleyen uzman, üreme sağlığını korumaya yönelik önleyici çalışmaların artırılması gerektiğini savunuyor.
Hamamah, üreme sağlığına zarar verebilecek maddeler içeren ürünlerin, sigara paketlerinde olduğu gibi açık uyarılarla işaretlenmesini öneriyor.
Fransa'nın ulusal doğurganlık planının hazırlanmasında görev alan Samir Hamamah, şimdi Avrupa çapında bir doğurganlık stratejisi üzerinde çalışılması için Brüksel'e davet edildi.
Uzman, düşük doğum oranlarının artık tek tek ülkelerin sorunu olmaktan çıktığını belirterek, tartışmanın Avrupa'nın geleceğiyle ilgili olduğunu vurguluyor.












