
Bunun için tarımda hayvansal üretimin ağırlığının azaltılması, daha fazla bitkisel gıda üretilmesi ve çevre üzerindeki baskının düşürülmesi isteniyor. Federal Konsey ve Parlamento ise girişime karşı çıkıyor. Tarım Bakanı Guy Parmelin, hedeflerin “çok kısa sürede çok fazla şey” istediğini savunuyor.
İsviçre bugün gıdasının ne kadarını üretiyor?
Tartışmanın merkezinde İsviçre'nin dışarıdan aldığı gıdaya ne kadar bağımlı olduğu bulunuyor.
Federal verilere göre İsviçre tarımının 2024 yılı brüt gıda öz yeterlilik oranı yüzde 50 seviyesindeydi.
Ancak hayvan yemi gibi ithal girdiler hesaba katıldığında net öz yeterlilik oranı yalnızca yüzde 42'ye düşüyor.
Gıda Girişimi ise bu net oranın kabul edilmesinden sonraki 10 yıl içerisinde en az yüzde 70'e çıkarılmasını istiyor.
Daha fazla sebze ve bitkisel gıda üretilecek
Girişimin savunucularına göre İsviçre'nin mevcut tarım arazileri daha verimli kullanılabilir.
Bunun için hayvansal ürünlere ayrılan kaynakların bir bölümünün doğrudan insan tüketimine yönelik bitkisel gıdalara kaydırılması öneriliyor.
Amaç aynı tarım alanıyla daha fazla insanın beslenmesini sağlamak.
Bu da İsviçre'de daha fazla tahıl, bakliyat, sebze ve diğer bitkisel gıdaların üretilmesi anlamına gelebilir.
Et, süt ve yumurta tüketimi tartışmanın merkezinde
Federal Konsey'in en önemli itirazlarından biri burada başlıyor.
İsviçre tarımında bugün et, süt ve yumurta üretimi büyük öneme sahip.
Guy Parmelin'e göre yüzde 70'lik hedefe ulaşılabilmesi için yalnızca çiftçilerin ne ürettiğinin değil, vatandaşların ne tükettiğinin de önemli ölçüde değişmesi gerekecek.
Hayvansal ürünlerin tüketiminin belirgin biçimde azalması, buna karşılık bitkisel gıda tüketiminin artması gerekeceği belirtiliyor.
Federal Konsey: Ulaşılması çok zor
Parmelin bugün yaptığı açıklamada, mevcut net öz yeterlilik seviyesinden yüzde 70'e yalnızca on yıl içerisinde çıkılmasının “son derece zor, hatta imkânsız” olabileceğini söyledi.
Federal Hükümet de İsviçre'nin yerli gıda üretimini güçlendirmek istiyor.
Ancak hükümetin uzun vadeli hedefi net öz yeterlilik oranını yüzde 50 civarında tutmak.
Federal Konsey'e göre girişimin istediği yüzde 70'lik seviyeye ulaşmak için devletin hem tarımsal üretime hem de tüketicilerin gıda tercihlerine çok güçlü biçimde müdahale etmesi gerekebilir.
Gıda fiyatları yükselebilir mi?
Girişime karşı çıkanların en önemli argümanlarından biri tüketici fiyatları.
Muhalifler, İsviçre'de üretim maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle ithal ürünlerin önemli ölçüde azaltılmasının gıda fiyatlarını yükseltebileceğini savunuyor.
Özellikle düşük ve orta gelirli ailelerin olası fiyat artışlarından daha fazla etkilenebileceği belirtiliyor.
Girişimin savunucuları ise uzun vadede dışa bağımlılığın azaltılmasının ülkenin gıda güvenliğini güçlendireceğini ve kriz dönemlerinde İsviçre'yi daha dayanıklı hale getireceğini düşünüyor.
Çevre ve içme suyu da girişimin parçası
Girişim yalnızca gıda üretim miktarını artırmayı amaçlamıyor.
Aynı zamanda;
- içme suyunun daha güçlü korunmasını,
- toprak verimliliğinin muhafaza edilmesini,
- biyolojik çeşitliliğin güçlendirilmesini,
- daha az pestisit kullanılmasını,
- gübre kullanımının azaltılmasını hedefliyor.
Savunuculara göre İsviçre'nin daha fazla gıdayı kendi topraklarında üretmesi, çevrenin korunmasıyla birlikte gerçekleştirilebilir.
Çiftçiler açısından büyük değişiklik olabilir
Girişimin kabul edilmesi halinde İsviçre tarımının üretim yapısında önemli değişiklikler yaşanabilir.
Özellikle hayvancılığın güçlü olduğu bölgelerde çiftliklerin yeni üretim modellerine uyum sağlaması gerekebilir.
Federal Konsey, bu dönüşümün on yıllık süre içerisinde gerçekleştirilmesinin çiftçiler ve gıda sektörü üzerinde büyük baskı yaratabileceğini düşünüyor.
Parlamento'dan dikkat çekici sonuç: Hiç “Evet” çıkmadı
Girişimin siyasi açıdan karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri Parlamento'daki desteğin son derece düşük olması.
Federal oylama belgelerine göre Ulusal Konsey'de girişim 124'e karşı 65 oyla, Eyaletler Konseyi'nde ise 44'e karşı 0 oyla reddedildi.
Özellikle Eyaletler Konseyi'nde girişime tek bir “Evet” oyu dahi çıkmaması dikkat çekti.
Federal Konsey ve Parlamento bu nedenle seçmenlere “Hayır” oyu vermelerini tavsiye ediyor.
Savunucular: Krizlere karşı daha bağımsız olmalıyız
Girişim komitesi ise İsviçre'nin mevcut gıda sisteminin olası büyük krizlere karşı yeterince dayanıklı olmadığını savunuyor.
Onlara göre savaşlar, uluslararası tedarik zinciri sorunları veya iklim kaynaklı krizler yaşandığında ithalata yüksek düzeyde bağımlı olmak İsviçre açısından risk oluşturuyor.
Bu nedenle ülkenin kendi nüfusunu daha büyük ölçüde kendi tarım üretimiyle besleyebilmesi gerektiği savunuluyor.
Son sözü halk söyleyecek
İsviçre seçmeni 27 Eylül 2026'da iki önemli federal girişim hakkında karar verecek.
Bunlardan biri biraz önce hazırladığımız Tarafsızlık Girişimi, diğeri ise Gıda Girişimi olacak.
Gıda Girişimi kabul edilirse İsviçre'nin önümüzdeki on yıl içerisinde tarımsal üretimden tüketim alışkanlıklarına kadar oldukça kapsamlı bir dönüşüm gerçekleştirmesi gerekecek.
Oylamanın temel sorusu ise oldukça net:
İsviçre daha bağımsız bir gıda sistemi için tarım ve tüketim alışkanlıklarını önemli ölçüde değiştirmeli mi?














