
SEPOS (Güvenlik Politikası Devlet Sekreterliği) Başkanı Markus Mäder, İsviçre'nin yeni tehditlere karşı tek başına hareket edemeyeceğini ve diğer ülkelerle daha yakın iş birliği yapması gerektiğini söyledi.
Ancak bu iş birliğinin önünde önemli bir soru bulunuyor: İsviçre, askeri açıdan tarafsız kalırken NATO ve komşu ülkelerle ne kadar yakın çalışabilir?
"İsviçre de hibrit tehditlerin hedefinde"
İsviçre Ordusu, geçtiğimiz günlerde askeri tesisler üzerinde birden fazla kimliği belirsiz drone görüldüğünü açıklamıştı.
Markus Mäder'e göre bu olaylar, Avrupa genelinde artan hibrit tehditlerin artık İsviçre'yi de doğrudan etkilediğini gösteriyor.
Hibrit saldırıların en büyük tehlikesi ise saldırının arkasında kimin bulunduğunun çoğu zaman bilinmemesi.
Bir drone'un özel bir kişi tarafından mı kullanıldığı, tesadüfen mi bölgede bulunduğu veya yabancı bir devlet tarafından mı gönderildiği çoğu zaman kısa sürede belirlenemiyor. Bu belirsizlik, yetkililerin nasıl karşılık vereceğine karar vermesini de zorlaştırıyor.
Tehdit yalnızca drone'lardan ibaret değil
İsviçre güvenlik yetkililerine göre ülkenin gelecekte karşılaşabileceği tehditler yalnızca insansız hava araçlarıyla sınırlı değil.
Balistik füzeler, hipersonik silahlar ve seyir füzeleri de yeni güvenlik stratejisinde öncelikli tehditler arasında yer alıyor.
Yetkililer, bu tür saldırıların erken tespit edilebilmesi için yeni savunma sistemlerine ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.
İsviçre tek başına yeterince uzağı göremiyor
Markus Mäder'e göre İsviçre'nin en büyük sorunlarından biri erken uyarı kapasitesinin yetersiz olması.
Ülke sınırları içindeki radar ve diğer algılama sistemleri, uzak mesafeden gelebilecek bir saldırıyı yeterince erken tespit edemiyor. Bu da olası bir füze veya hava saldırısına karşı tepki süresini önemli ölçüde kısaltıyor.
İsviçre bu nedenle komşu ülkeler ve NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) ile hava sahası verilerini paylaşmak istiyor.
Böyle bir sistem sayesinde İsviçre, kendi sınırlarının çok ötesindeki hava hareketlerini takip edebilecek ve olası tehditleri daha erken tespit edebilecek.
Tarafsızlık iş birliğine sınır getiriyor
İsviçre hükümeti, uluslararası güvenlik iş birliğinin ülkenin tarafsızlık politikasıyla çelişmediğini savunuyor.
Ancak planlanan anlaşmalara özel bir madde eklenmesi düşünülüyor. Buna göre İsviçre, ciddi bir kriz veya savaş durumunda güvenlik iş birliğini geçici olarak durdurabilecek.
Bu durum ise İsviçre'nin ortakları açısından güven sorunu oluşturabileceği gerekçesiyle tartışılıyor.
Markus Mäder, böyle bir durumda iş birliğinin otomatik olarak sona ermeyeceğini, kararın Bundesrat (Federal Hükümet) ve olayın büyüklüğüne göre parlamento tarafından alınacağını belirtiyor.
"Tarafsızlığı açıklamak artık daha zor"
İsviçreli güvenlik yetkilileri, Avrupa'daki güvenlik ortamının değişmesiyle birlikte ülkenin geleneksel tarafsızlık politikasını uluslararası ortaklara anlatmanın giderek zorlaştığını kabul ediyor.
İsviçre bir askeri ittifakın üyesi olmadığı için NATO ülkelerinin sahip olduğu tüm güvenlik imkânlarından yararlanamıyor.
Buna rağmen yetkililer, tarafsızlık politikasının belirlediği sınırlar içinde komşu ülkeler ve NATO ile daha yakın iş birliği yapılabilecek geniş bir alan bulunduğunu savunuyor.
Son dönemde askeri tesisler üzerinde görülen kimliği belirsiz drone'lar ve Avrupa'daki artan hibrit tehditler, İsviçre'nin güvenlik politikasında önemli bir dönüm noktasına işaret ediyor.
Ülkenin önündeki temel soru ise giderek daha belirgin hale geliyor: İsviçre, tarafsızlığından vazgeçmeden yeni nesil tehditlere karşı kendisini ne kadar etkili koruyabilecek?












