
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin 29 Nisan'da deniz yollarının güvenliği üzerine yaptığı oturumda, Türkiye temsilcisinin İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kapsayan alanı "Türk Boğazları" (Turkish Straits) olarak tanımlaması Yunanistan’ın tepkisini çekti. Yunanistan’ın BM Daimi Temsilciliği, bu ifadenin 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile uyumlu olmadığını savunarak resmi itirazda bulundu. Atina, sözleşme metninde bölgenin sadece "Boğazlar" olarak geçtiğini ileri sürdü.
Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız imzasıyla BM Genel Sekreterliği'ne sunulan karşı mektupta ise Atina'nın iddiaları kesin bir dille yalanlandı. Mektupta, "Türk Boğazları" teriminin sadece tanımlayıcı ve coğrafi olarak doğru bir ifade olmadığı, aynı zamanda Türkiye’nin tam egemenliği altındaki suları kapsadığı hatırlatıldı. Ayrıca bu kullanımın Uluslararası Denizcilik Teşkilatı (IMO) ve NATO gibi kuruluşların resmi belgelerinde de on yıllardır tutarlı bir şekilde yer aldığı vurgulandı.
Ankara, Yunanistan'ın bu hamlesini "iç siyasi çıkarlara hizmet eden ve yapıcı diyalogdan uzak" bir girişim olarak nitelendirdi. Montrö Sözleşmesi’nin amacının coğrafi isimleri standartlaştırmak değil, geçiş rejimini düzenlemek olduğu belirtilen mektupta, Türkiye’nin kendi egemenlik alanındaki coğrafi mekanları isimlendirme yetkisinin tartışmaya kapalı olduğu ifade edildi. Uzmanlar, bu gelişmenin son dönemde Ege ve Doğu Akdeniz’de gözlemlenen diplomatik "yumuşama" sürecinde yeni bir test alanı oluşturabileceğine dikkat çekiyor.








