
Mayıs 2025’te göreve başlayan Alman Şansölye için bu ziyaret, Çin’e ilk resmi seyahat olma özelliği taşıyor.
Çin makamları henüz ziyareti doğrulamazken, programın Bahar Bayramı tatilinin hemen sonrasına denk gelmesi dikkat çekiyor.
ABD’nin uyguladığı gümrük tarifeleri ve izlediği tek taraflı politikalar nedeniyle artan belirsizlik ortamı, Almanya açısından Çin ile dengeli ve sürdürülebilir ekonomik ilişkileri daha da önemli hale getirmiş durumda. Merz’e geniş kapsamlı bir iş dünyası heyetinin eşlik etmesi beklenirken, görüşmelerde ağırlıklı olarak ekonomik başlıkların öne çıkacağı tahmin ediliyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı ilhak etme yönündeki çıkışları ve Rusya-Ukrayna savaşının çözüm sürecinde Avrupa’yı dışarıda bırakan yaklaşımı, transatlantik ilişkilerde gerilim yaratmıştı. Bu gelişmeler, ziyarete ayrıca jeopolitik bir boyut kazandırıyor.
Güvenlik ve Ticaret Gündemi
Almanya Federal Hükümeti Sözcü Yardımcısı Sebastian Hille, Merz’in Çinli yetkililerle güvenlik, küresel siyaset, ticaret ve insan hakları konularını ele alacağını belirtti. Ayrıca Rusya-Ukrayna savaşının da gündemde olacağı ifade edildi.
Merz’in 24 Şubat’ta Pekin’e ulaşması, ertesi gün ise Çin Başbakanı Li Qiang ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşmesi planlanıyor.
Program kapsamında Merz’in Pekin’deki Yasak Şehir’i ziyaret etmesi, ayrıca Alman otomotiv şirketi Mercedes-Benz ile enerji teknolojileri firması Siemens Energy’nin merkezlerinde incelemelerde bulunması bekleniyor.
Pekin temaslarının ardından Merz’in, Çin’in önemli ekonomik merkezlerinden Cıciang eyaletine bağlı Hangcou kentinde temaslarını sürdürmesi ve robotik alanında faaliyet gösteren Unitree şirketini ziyaret etmesi öngörülüyor.
Batılı Liderlerin Çin Açılımı
Merz’in ziyareti, Batılı liderlerin Washington’ın politikalarına karşı alternatif arayışlarının sürdüğü bir döneme denk geliyor. İspanya Kralı Felipe VI, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İrlanda Başbakanı Micheal Martin, Kanada Başbakanı Mark Carney, Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer son dönemde Pekin’i ziyaret eden isimler arasında yer aldı.
Özellikle Kanada’nın Çin’den ithal edilen elektrikli araçlara yönelik tarifeler konusunda Washington’dan farklı bir çizgi izlemesi, ABD ile yeni gerilimlere yol açmıştı. Trump, Çin ile anlaşma yapılması halinde Kanada ürünlerine yüzde 100 ek gümrük vergisi uygulanabileceğini açıklamıştı.
Ticarette Çin Üstünlüğü
Ziyarette ekonomik konuların belirleyici olması bekleniyor. Almanya Federal İstatistik Ofisi verilerine göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yüzde 2,1 artarak 251,8 milyar avroya ulaştı. Aynı dönemde Almanya-ABD ticaret hacmi yüzde 5 düşüşle 240,5 milyar avroya geriledi. Böylece Çin yeniden Almanya’nın en büyük ticaret ortağı oldu.
2025’te Çin’in Almanya’ya ihracatı 171,2 milyar avro olurken, Almanya’nın Çin’e ihracatı 81,8 milyar avroda kaldı. İkili ticaretteki açık 89,4 milyar avro ile rekor seviyeye çıktı.
İki ekonomi arasındaki ilişki yapısal bir değişim sürecinden geçiyor. Çin’in teknoloji alanında hızlı ilerlemesi ve özellikle elektrikli araç üretiminde güç kazanması, Alman otomotiv sektörünü doğrudan etkiledi. Çinli üreticilerin pazar payı son yıllarda belirgin şekilde artarken, Alman markalarının payı geriledi.
Bu tablo, Alman şirketlerini Çin’de daha fazla AR-GE ve yenilik yatırımı yapmaya yöneltiyor. Alman Ekonomik Enstitüsü verilerine göre Alman firmalarının Çin’e doğrudan yatırımları 2025’te yüzde 55,5 artarak 7 milyar avroya yükseldi.
Çin’in nadir toprak elementleri ve kritik mineraller üzerindeki küresel hakimiyeti, Berlin açısından stratejik önem taşıyor. Otomotiv ve yenilenebilir enerji ekipmanlarının üretiminde kilit rol oynayan bu hammaddelere erişim, Almanya için hayati nitelik taşıyor.
Sanayi üretiminde yavaşlama yaşayan ve ekonomide sanayinin payı yüzde 20 seviyelerine gerileyen Almanya, bu alanlarda Çin’den güvence sağlamayı hedefliyor. Merz’in ziyareti, yalnızca ticari değil, aynı zamanda stratejik tedarik güvenliği açısından da kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.




