Hayat

Her Gün, Farkında Olmadan Binlerce Plastik Parçası Yiyoruz!

Plastiğin, yaşadığımız gezegeni nasıl kirlettiğini, bu kirliliğin de doğaya ve doğanın bir parçası olan biz insanlara ne gibi zararlar verdiğini; her geçen gün biraz daha görüyor, anlıyor ve artık endişelenmeye başlıyoruz.

Son olarak, mikroplastiklerin denizleri nasıl doldurduğuna ve buralarda yaşayan canlılara nasıl ulaştığına odaklanıldı. Ki bu, mikroplastiklerin besin zincirine karıştığı ve en nihayetinde de bizlerin vücutlarına girdiği anlamına geliyor.

Mikroplastik içerme riski taşıyan tek besin kaynakları, balıklar ve kabuklu deniz hayvanları değil elbette. Diğer kaynaklarda da durum ürkütücü boyutlara ulaşmış olabilir.

Avrupa’da tüketici seviyesindeki bir porsiyon midye, ortalama 90 adet mikroplastik içerebiliyor. Tüketim oranı, muhtemelen ülkeler ve nesiller arasında farklılık gösteriyordur fakat doyumsuz biçimde midye yiyenler, aynı zamanda senede 11.000 taneye kadar mikroplastik yemiş oluyor diyebiliriz.

Tüketilen balıklarda ne kadar mikroplastik bulunduğunu bilmek ise daha zor. Şimdiye değin gerçekleştirilen araştırmaların çoğunda, bu canlıların genelde tüketimden evvel alınan mide ve bağırsaklarının içeriği çözümlenmişti. Fakat yapılan çalışmaların birinde, balığın karaciğerinde mikroplastikler bulunmuştu! Bu durum, parçacıkların sindirim dokularından vücudun öteki bölümlerine geçebildiğini akla getiriyor.

Mikroplastikler ayrıca konserve balıklarda da bulunmuştu. Belirlenen rakamlar düşüktü; bu yüzden ortalama tüketici, bir porsiyon balıktan bu biçimde yalnızca 5 mikroplastiğe dek tüketebilir. Ve ayrıca bulunan parçacıklar, konserveleme işleminden ya da havadan da gelmiş olabilir.

Denizde mikroplastiklerin bulunduğu bir başka besin kaynağı da deniz tuzu. Bir kg tuz, 600’den fazla mikroplastik içerebilir. Şayet günde en fazla 5 gram tuz yiyorsanız; bu, bir günde 3 mikroplastik tüketeceğiniz manasına geliyor. (İnsanların çoğu, tavsiye edilen miktardan çok daha fazla tuz tüketiyor.)

Deniz dışı kaynaklar

Öte yandan, yapılan başka araştırmalar da; besinlerimize karışan mikroplastiğin çoğunun, deniz dışındaki diğer kaynaklardan geldiğini gösteriyor. Karada yaşayan hayvanlar da mikroplastikleri yiyorlar ama insanlar (balıklarda olduğu gibi) onların sindirim sistemlerini yememeye meyil gösteriyorlar. Gıda endüstrisinin bu bölümünde veriler kısıtlı, ama Meksika’daki bahçelerde büyüyen tavuklar üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmada, her bir tavuğun taşlık kısmında yaklaşık 10 mikroplastik olduğu belirlenmiş; ve taşlık, dünyanın çoğu bölgesinde yeniyor.

Ama belki de tükettiklerimiz arasında bilinen en büyük mikroplastik kaynağı, şişe sulardır. Bilim insanları, farklı türden cam ve plastik su şişelerini analiz ettiklerinde, bunların çoğunda mikroplastik bulunduğunu saptamışlardı. Tek kullanımlık su şişeleri; litre başına 2 ila 44 arası mikroplastik içerirken, depozitolu şişeler (bir depozito şeması altında toplanmak üzere tasarlanan) litre başına 28 ila 241 arası mikroplastik içeriyormuş. Söz konusu mikroplastikler paketleme işleminden geliyormuş! Yani atıkları azaltmak gayesiyle bir plastik şişeyi her doldurduğumuzda, bunlardan daha fazlasına maruz kalıyor olabiliriz.

Gıdalardaki mikroplastiklerin, iç mekandaki tozlardan geldiğini gösteren bulgular da mevcut. Yapılan yeni bir çalışmada, yemeğimizin üzerine konan tozlardan senede ortalama 70.000 mikroplastik alıyor olabildiğimiz belirlendi; üstelik bu, günlük öğünlerimizin yalnızca bir tanesiydi.

Dolayısıyla, evet, deniz ürünlerinden küçük miktarlarda mikroplastik alıyoruz. Ancak günde yalnızca bir litre şişe su içerek, doyumsuz biçimde midye yiyen birinden daha fazla mikroplastik alabilirsiniz.

Haziran, 2018

Henüz Bir Etkinlik Yok

PUSULA SOSYAL MEDYA

Sosyal medyada da bizi takip edin!

X