Hayat

Bilim İnsanlarının İklim Değişikliğinin Önüne Geçme Konusunda Seçtikleri Yol Yanlış mı?

2015 senesinde Paris İklim Anlaşması'nın imzalanması ile pek çok ülke küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkilerini kabul etmiş ve bu sorunla mücadele etmek için bir anlaşmaya varmıştı.

Tüm dünyada hızla artan sıcaklıklar, artık reddedilemez boyutlara ulaştı. Mevsimler dengesizleşti, kış ile yaz arasındaki geçişin hızına yetişemiyoruz. Tüm bu kötücü sonuçlara rağmen dünya ülkeleri bu konuda oldukça pozitifler. Yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyeti azaldı, pek çok ülke bu kaynaklara yöneldi. Petrol tüketiminin önüne geçebilmek için ülkeler artık elektrikli araç kullanımına yönlendiriliyor. İnsanlar iklim değişikliği konusunda bilinçlendiriliyor..

Ancak tüm bu çalışmalara rağmen dünya 2017 senesinde yeni bir ‘sera gazı salınımı’ rekoru kırdı. Yani aslında her şey yolunda gibi gözükse de bu ufak bir kandırmacadan ibaret. İklim değişiklği araştırmalarına katılmış olan konunun uzmanları ise bu sorunla mücadele yöntemimizin yanlış olduğunu ve değişmesi gerektiğini söylüyorlar.

Paris İklim Anlaşması, dünyayı bu zor durumdan kurtarabilmek için öncelikli bir hedef belirlemişti. Karbon bütçesi olarak anılan bu hedef, aslında tüm dünyada karbon salınımının maksimum limitini temsil ediyor. Sanayi devriminden bu yana, insanlık 2.000 milyar ton CO2 saldı. Bu da, geriye salabileceğimiz azami 1.650 milyar ton kaldığı anlamına geliyor. Bu değer “karbon bütçesi” olarak nitelendiriliyor.

Ancak konuda yetkili bilim insanları bu ‘karbon bütçesi’ hedefinin uzun vadede tahmin edildiği kadar etkin olmayacağını ve bunun yerine daha net sınırlar getirerek kısa vadede daha pozitif sonuçlar elde etmemiz gerektiğini söylüyorlar.

Tavsiye edilen yol ise yine Paris Anlaşması’nda yer alan ‘sıfır karbon emisyonu’. Anlaşmada yer alan ve hedef olarak gösterilen sıfır karbon emisyonu için bir tarih belirlenmiş değil. Ancak uzmanlara göre her ülke kendi içinde sıfır emisyonu hedefleyerek bunun için organize olursa elde edilen sonuç çok daha olumlu olacak.

Bilim insanları, sıfır emisyon hedefinin şu anki durum değerlendirildiğinde en iyi ihtimalle 2050’li yılların başlarında gerçekleşeceğini, ancak muhtemelen o kadar zamanımız olmadığını düşünüyor. Senelerdir gündemde olan ancak yavaş etkileri sebebiyle uzunca ciddiye alınmayan bu küresel ısınma ve iklim değişikliği konusu artık göz ardı edilebilecek sınırı geçti ve tüm dünyanın ciddi adımlar atarak önlem alması gerekiyor.

Bilim insanları ve siyasetçiler arasında var olan iletişimin de bu anlamda değişmesi gerektiği düşünülüyor. Bilim insanları, siyasetçileri harekete geçirebilmek için ‘bunu yaparsak iklim değişikliğinin önüne geçeriz’ şeklinde bir yaklaşımı tercih ediyorlar çünkü aksi takdirde ikna olmayan siyasetçiler bu konuyu ciddiye almazlar ve bilim insanlarının da tek çaresi onlardan gelen önerileri değerlendirmek oluyor.

Ancak gelen öneri ise bunu söylemek yerine ‘tüm bunları yapmazsak iklim değişikliği ile ilgili ilerleme kaydedemeyiz’ diyerek kendi taleplerinni belirtmeliler. Bu sayede tüm dünya aslında gerçeği yansıtmayan bir durumun içine sürüklenmektense, başındaki bu bela ile doğrudan yüzleşebilir.

Temmuz, 2018

Henüz Bir Etkinlik Yok

PUSULA SOSYAL MEDYA

Sosyal medyada da bizi takip edin!

X